• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/cavuslutesisleri
  • https://plus.google.com/u/0/108358917845376214427/posts
  • https://twitter.com/cavuslu_org
Üyelik Girişi
ÇAVUŞLUDAN
Facebook ta ÇAVUŞLU HABER

GÖRELESPOR
GİRESUNSPOR

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.49483.5088
Euro4.11414.1306
NAMAZ VAKİTLERİ
Hava Durumu
Anlık
Yarın
24° 27° 23°
google Reklam
İLLER ARASI MESAFE
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi12
Bugün Toplam76
Toplam Ziyaret2712023

sanalbasin.com üyesidir

KATİP ŞADİ VE HAYATI

 

Kısaca Katip Şadi ve hayatı


Kâtip Şadi kimdir? Bizlere biraz kendinizden bahseder misiniz? 
Görele'nin Derekuşçulu köyünde doğdum, sene ya 1936 ya da 1938, tam emin değilim. Kemençeyi elime aldığımda, dokuz on yaşlarındaydım. Ne annem vardı, ne babam, etrafta amca dayı, kimse kemençe çalmazdı. Evde kemençe yok; ama civarda vardı; en meşhurları Picoğlu lakaplı Osman Gökçe, Karaman lakaplı Halil Kodalak hocam olan Durkaya lakaplı Kemal İpşir. Hepsi de, ustalığa ait sırlarıyla göçüp gitti. Allah rahmet etsin.

Kemençeyi elime alınca, acemiliğimiz vardı, bilmiyorduk ki ne yapacağız, ne edeceğiz. Sonra düğün faslı başladı, haftada bir iki gün boş kalırdım, diğer günler hem oynar, hem oynatırdım. Başka hiç bir iş yapmadım. Benim kemençeden başka işim olmadı.

İlk kemençeye kaç yaşında ve nasıl başladınız?

Tam olarak kaç yaşında başladığımı hatırlamıyorum ama tahminen on yaşından önce başladım. Benim kemençeye merakım vardı, köyümüzde de kemençe çalabilen insan yoktu, düğünlerimize başka yerden kemençeciler geliyordu. Bu yüzden çevrem ve ailem tarafından bu mesleğe, bu sanata teşvik edildim. Özellikle babam bana bu konuda çok destek oldu, bana bir kemençe aldı, bende kendimce çalıyordum ama usta mehtarların yanında çok eksiğim olduğunu gördüm onlardan ders alarak eksiklerimi gidermeye çalıştım.

Sanatçılık hayatınız nasıl başladı? İlk kasetinizden, ilk yaptığınız bestede kısaca bahseder misiniz?

Anadolu'da müzik üstatlarının serüveni birbirine benzer. Önce köylerde düğünlerde pişersin sonra büyükşehirlere gidersin. Bizimki, de böyle oldu. İlk düğünlerde çalmaya başladım. Sonra İstanbul’a gittim düğün dernek derken üç beş kuruş para kazandım. Kemençe yapan, İsmail Uzun adında vefalı bir dost babacan bir arkadaşın desteği ile bir plakçıya gittik.

Yorganının üstünde

Pire zıplıyor pire

Haydi, yavrum kaçalım

Saat geldi ye bire

Bu şarkıyı söyledim beğendiler. O dönemlerde kaset yoktu. Tek parça sığabilecek şekilde plaklar vardı. Kaset daha çok sonra çıktı. İlk plağımı 1966'da Sahibinin Sesi'nden çıkardım. 27 çeşit plak ve dünya kadar kaset yaptım. Sayısını bilmiyorum.

İkinci plağım da ‘’Mini Etekler Mini’’ sözlerini hiç unutmam…

Çıktı altmışaltı da

Mini etekler mini

Çekemezsin güzelim

Kaynana sitemini

Al eline feneri,Geçir beni deredenOrta boylu EminemBakıyor pencereden

İlk sahne aldığınız yer neresidir?

İlk Taksim'deki Lozan Restoranında sahne aldım. Sonrasında Almanya, Hollanda, Belçika birçok ülkelerde çaldım.

Kemençe çalmanız aileniz ve çevreniz tarafından yadırgandı mı? 

Hayır, aksine özellikle babam beni meslek seçme konusunda serbest bıraktı. Bende kemençeye merak ve hevesim vardı. Babam bana bu meslekte en büyük yardımcım ve destekçim oldu.

Hangi sanatçılara söz müzik ve beste yaptınız? Yâda kendi bestelerinizi sadece kendiniz kaset ve plaklarınızda mı değerlendirdiniz?

Bu gün İbrahim Can, İsmail Türüt, rahmetli Erkan Ocaklı ve daha birçok sanatçı benim bestelerimden ve müziklerimden kullandı.

Hiç bir eğitim almamanıza rağmen birçok söz müzik ve beste yaptınız. Bu gün eğitim almış birçok insan sizin o günkü satışlarınıza ve gıpta ile bakıyor ve ulaşmak istiyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Tüm dinleyicilerime teşekkür ediyorum. Benim kemençeye çok merakım vardı. Çok da çalıştım, gece gündüz uğraştım. Birde... gelmiş geçmiş en büyük kemençe üstatlarından ders aldım. Yeteneğimde vardı, hepsi birleşince Kâtip Şadi ortaya çıktı.

Yıllardır şöhretini kaybetmemiş bir şarkı ve müzik olan, hatta büyük bir izleyici ve hayran kitlesine sahip olan " kurtlar vadisi" dizisinde ve yine birçok Türk sinemalarında film müziği olarak kullanılan " oy asiye asiye" türküsünün size ait olduğu doğrumu?

Evet doğrudur. Yalnızca müziği bana aittir, sözleri sevgili Ömer Akpınar’a ait, ben bu müziği yıllar önce yapmıştım bak yıllardır hiç özelliğini ve anlamını kaybetmedi.

Ailenizde yâda yakın akrabalarında kemençeye merakı olan ve kemençe çalabilen yakınınız var mı?

Oğlumun bir ara merakı vardı. Kısa bir süre zarfında öğrendi. Hatta birçok düğünde şenlikte çaldı. Sonra eğitimi dolayısıyla bıraktı.

Kâtip hocam herkesin merak ettiği acaba sizin yetiştirdiğiniz veya yetiştireceğiniz bir Kâtip Şadi olacak mı yâda böyle biri var mı? 

Mustafa Seyis’te küçüklüğümü ve gençliğimi görüyorum, benim gibi çok gayretli, tabi böyle devam ederse, İbrahim Kavraz’da tarzıma en yakın sanatçıdır diyebilirim.

Yeni kemençecileri beğeniyor musunuz? Özellikle gençlere bir tavsiyeniz var mı? 

Ben işini düzgün yapan, dinleyicilerine saygılı olan herkesi beğeniyorum. Karadeniz müziği artık dünyayı sardı. Gençlerimizin bunda payı yüksektir. Her sanatçının kendine göre bir tarzı var, sonuçta herkesin yapamadığı bir sanatı icra ediyorlar.

Özellikle belirtmek istediklerim; Görele usulü çalan İbrahim Kavraz'ı, Kemal Yılmaz'ı Sırrı Öztürk'ü ve Şenel Dandin'i... Muhammed Sarı ve Sait Uçar için de iyi, fena değil. Fuat Saka, sevdiği isimler arasında.

Yeni kemençecilere tavsiyem; Kemençedeki kusurunuzu başka enstrümanlarla örtmeye çalışmayın. Taksimle girmezseniz parçaya, sizi kimse dinlemez.

Son zamanlarda Karadeniz müziğindeki değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Şimdilerde kemençemiz her şekil müziğe uyarlanıyor. Kemençeden çok diğer enstrümanların sesi daha çok çıkıyor.  Bu şekilde kaybeden kemençe olur. Ben bu gün Ankaralıya da Aydınlıya da Edirneliye de Urfalıya da kemençe dinletebilirim. Benim düşüncem ise kemençenin sade çalınması ve dinlenmesidir. Günümüzde Türk müziğinin ayrılmaz enstrümanı haline geldi bunda sevindirici tarafı. Yinede kemençeyi sade çalan sanatçının olması gerek.

Mustafa Seyis, lafınızı bölüyorum ama buraya izniniz olursa bir şey de ben eklemek istiyorum. Adam bir kayda öğreniyor sürekli aynısını çalıyor. Kendinden emin değil sanatını bir yere getirememiş ama bazı teknolojik seslerle hatalarını kapatabiliyor.

Kemençenin günümüzde iki stili var. Biri Trabzon biri Görele stili, son zamanlarda Trabzon stili ön plana çıkıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Görele stili kemençe var olduğu sürece kaybolmaz. Reşat altın hiçbir zaman değerden düşmez.

Artık sizleri medya da ve festivallerde göremiyoruz yâda çok az görüyoruz. Bunun nedeni nedir?

Bunun nedeni bana bu gibi etkinliklerin çok geç olarak iletilmesidir. Bir hafta kala söylenirse benim katılmam çok zor oluyor. Bana altı ay veya daha önce söylense katılma olasılığım yüksek olur. Örneğin Sis dağı şenliklerinde katıldığım zaman bana hemen teklif geliyor ‘’seneye yine bizimlesin’’ diyorlar. Birde Eskiden gurbet yoktu şimdi herkes gurbette her yere yetişemiyorum. Eskisi kadar düğünlere gidemiyorum.

Bu sene katılacağınızı festival yâda şenlikler var mı?

Sis dağı yayla şenlikleri ve Görele kemençe festivaline davet edildim. Daha da gelen var bu teklifleri değerlendirip programımı ona göre yapacağım.

Şimdi ne yapıyor Kâtip Şadi?

Yazları Görele'de, kışları İstanbul Kasımpaşa'da kalıyorum. Arada Taksim'deki Taka Restoran'da çıkıyorum. Birkaç kemençe öğrencisi var onlarla ilgileniyorum. Yılların yorgunluğunu üstümden atarak dinlenmeye çalışıyorum

Son olarak kemençe severlere ve hayranlarınıza söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

İlk önce sizlere teşekkür ediyorum bizlere sizler destek olduğunuzda bizlerin kitlesi genişler çok fazla daha kişiye ulaşmış oluruz. Kendi öz kültürümüze ve değerlerimize sahip çıkalım. Kemençemiz bunun en başta gelendir. Sizleri de bu ilginizden alakanızdan dolayı takdir ederim. Bizleri dinleyen ve takip eden herkese selamlarımı iletiyorum.

kaynak: Facebook

 


Yorumlar - Yorum Yaz